ENERJİNİ TÜKETEN GÖRÜNMEZ ŞEYLER

Her Yorgunluk Fiziksel Değildir… Bazı İnsanlar, Ortamlar ve Duygular Enerjini Sessizce Tüketebilir. Enerji düşüren insanlar, negatif enerji belirtileri, ruhsal enerji yorgunluğu, toksik insanlar nasıl etkiler, enerji alanı nedir, duygusal tükenmişlik, psikolojik enerji kaybı, insan enerjisi bulaşır mı, negatif ortamların etkisi, zihinsel enerji korunması, frekans düşüklüğü, enerji sınırları.

İnsan bazen hiçbir şey yapmadığı hâlde tükenmiş hisseder. Bir ortamdan çıkar ve içinde açıklayamadığı bir ağırlık oluşur. Bazı insanlarla görüştükten sonra zihni yorulur, enerjisi düşer, iç huzuru bozulur. Ve çoğu zaman bunun nedenini anlamakta zorlanır. Çünkü her yorgunluk bedensel değildir. Bazı yorgunluklar; sürekli maruz kalınan duygusal baskılardan, negatif iletişimlerden, görünmez zihinsel yüklerden ve insanın enerjisini tüketen ilişkilerden oluşabilir. İnsan sadece fiziksel bir beden taşımaz. Aynı zamanda duygu, düşünce ve psikolojik etkilerle çalışan bir iç dünyaya sahiptir. Bu yüzden bulunduğu ortamlar, konuştuğu insanlar ve maruz kaldığı duygusal atmosfer sinir sistemi üzerinde doğrudan etki bırakabilir. Bazı insanlar bir ortamda kendisini huzurlu hisseder. Bazı ortamlarda ise hiçbir şey olmamış gibi görünmesine rağmen içi daralır. Çünkü insan zihni yalnızca söylenen kelimeleri değil, hissedilen enerjiyi de algılar. Ve bazen görünmeyen şeyler insanı görünen yüklerden daha fazla yorabilir.

 

BAZI İNSANLAR NEDEN İÇİMİZİ DARALTIR?

İnsan beyni sosyal bir sistemle çalışır. Yani çevresindeki insanların davranışlarını, ses tonlarını, duygularını ve enerjisini sürekli analiz eder. Bu yüzden sürekli eleştiren, manipüle eden, baskı kuran veya negatif düşünen insanların yanında olmak zamanla sinir sistemi üzerinde görünmez bir baskı oluşturabilir.

Özellikle: sürekli şikâyet eden,  her şeyi küçümseyen,  korku yayan,  suçluluk hissettiren,  manipülatif davranan  kişilerle uzun süre vakit geçirmek insanın iç enerjisini düşürebilir. Çünkü sinir sistemi bulunduğu ortamı sürekli tarar.

Eğer kişi kendisini güvende hissetmiyorsa beden alarm hâline geçebilir. Ve bu durum bazen açık şekilde hissedilmese bile içeride bir gerginlik oluşturur. İşte bu yüzden bazı insanların yanında: nefes daralır, omuzlar kasılır, zihinsel yorgunluk artar, kişi kendisini küçülmüş hisseder. Ve zamanla insan kendi enerjisini kaybetmeye başlayabilir. Çünkü bazı ilişkiler desteklemez… tüketir.

SÜREKLİ NEGATİF ORTAMLARDA KALMAK” ZİHNİ ETKİLER

İnsan zihni maruz kaldığı duygusal atmosferden etkilenir. Sürekli korku, baskı, kaos veya stres ortamında bulunan bir insanın sinir sistemi zamanla bunu normal kabul etmeye başlayabilir. Bu yüzden bazı insanlar huzuru bile garip hisseder. Çünkü beden sürekli yüksek alarm frekansına alışmıştır. Özellikle dijital çağda insanlar yalnızca fiziksel ortamlardan değil, sosyal medyadaki yoğun bilgi akışından da etkileniyor. Sürekli olumsuz haber görmek, kıyaslanmak, yetişme baskısı hissetmek ve zihinsel olarak hiç duramamak; insanın içsel enerjisini fark edilmeden tüketebilir. Ve zamanla kişi: motivasyon kaybı yaşayabilir, hiçbir şey yapmak istemeyebilir, zihinsel bulanıklık hissedebilir, duygusal olarak çabuk tükenebilir. Bu noktada birçok insan kendisini “yetersiz” sanır. Oysa bazen sorun kişinin kapasitesi değil, sürekli maruz kaldığı zihinsel yüklerdir. Çünkü insanın enerjisi sadece fiziksel aktivitelerle değil, duygusal atmosferle de şekillenir.

 

 

 

ENERJİ SINIRI KOYMAK NEDEN ÖNEMLİDİR?

Birçok insan sınır koymayı bencillik zanneder. Oysa psikolojik sınırlar insanın iç dengesini koruyabilmesi için gereklidir. Çünkü herkesin duygusal kapasitesi farklıdır. Sürekli herkesin yükünü taşımaya çalışmak… Herkesi kurtarmaya çalışmak… Kendi ihtiyaçlarını sürekli ertelemek… zamanla insanın kendi enerjisini tüketebilir. Bazı insanlar o kadar uzun süre başkalarının ihtiyaçlarına odaklanır ki, ne hissettiğini bile unutmaya başlar. İşte tam bu noktada içsel tükenmişlik oluşabilir.  Gerçek denge bazen herkese yetişmek değil, kendi enerjini koruyabilmektir.  Çünkü insanın iç huzuru sürekli dış dünyaya dağıldığında, içeride boşalmışlık hissi oluşabilir. Ve bu durum yalnızca ruh hâlini değil: ilişkileri, kararları, uyku düzenini, odaklanmayı, yaşam enerjisini de etkileyebilir.

 

 

 

 

 

BELKİ DE İHTİYACIN OLAN ŞEY HERKESİ TAŞIMAK DEĞİL, KENDİNİ KORUMAKTIR

İnsan bazen iyi biri olmak uğruna kendi enerjisini tüketebilir. Sürekli anlayan taraf olmak… Sürekli güçlü görünmek… Sürekli alttan almak… bir süre sonra insanın iç dünyasını yorabilir. Ve bazı insanlar o kadar uzun süre başkalarını düşünür ki, kendi ruh hâlini fark etmeyi bırakır. Oysa gerçek denge sadece vermek değildir. Aynı zamanda kendini koruyabilmektir. Çünkü insanın enerjisi sınırsız değildir. Bulunduğun ortamlar… Kurduğun ilişkiler… Maruz kaldığın duygular… Dinlediğin cümleler… hepsi iç dünyanda iz bırakır. Ve bazen ilk değişmesi gereken şey hayatın tamamı değil, sürekli içinde bulunduğun enerjidir. Belki de artık kendine şu soruyu sorma zamanı gelmiştir: “Ben gerçekten hangi insanların ve hangi ortamların içinde tükeniyorum?”  Çünkü bazı yükler görünmezdir. Ama insanın ruhunu sessizce yorabilir.

 

MYK – Mesleki Yeterlilik Kurumu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Onaylı EğitimUzmanı
Uzman Numerolog & Bilinçaltı Eğitmeni
Sevcan Türkel