GERÇEKLİĞİ NASIL KODLUYORSUN? Hayatındaki Döngüler Belki de Bilinçaltının Tekrar Ettiği Kayıtlar Olabilir.
Gerçeklik algısı, bilinçaltı gerçekliği nasıl etkiler, zihinsel kodlama, bilinçaltı döngüleri, neden aynı şeyleri yaşıyorum, algı filtresi nedir, kuantum düşünce sistemi, bilinçaltı kayıtları, düşünce ve gerçeklik ilişkisi, zihinsel frekans, travma döngüleri, beynin seçim mekanizması.
Bazı insanlar hayatlarında sürekli aynı olayların tekrar ettiğini hisseder.
Farklı insanlar gelir ama aynı hayal kırıklığı yaşanır. Yeni başlangıçlar yapılır ama sonuç değişmez. Kişi şehir değiştirir, iş değiştirir, ilişki değiştirir… ama içinde taşıdığı duygu değişmediği için yaşadığı döngü yeniden karşısına çıkar. Ve bir süre sonra insan şu soruyu sormaya başlar: “Neden hep aynı şey beni buluyor?”
Aslında çoğu zaman mesele yalnızca dış dünya değildir. Çünkü insan yalnızca yaşadığı hayatın içinde değil, aynı zamanda kendi algısının içinde yaşar. Beyin dış dünyayı olduğu gibi değil, inandığı şekilde yorumlamaya eğilimlidir. Yani insanın geçmiş deneyimleri, korkuları, inançları ve bilinçaltı kayıtları; olayları nasıl gördüğünü doğrudan etkileyebilir. Bu yüzden iki insan aynı olayı yaşayabilir ama tamamen farklı anlamlar çıkarabilir. Çünkü herkes dünyayı kendi iç filtresinden geçirerek görür. Ve bazen insan farkında olmadan yıllardır aynı gerçekliği yeniden üretmeye devam eder.

BEYİN GÖRMEK İSTEDİĞİNİ Mİ, İNANDIĞINI MI GÖRÜR?
İnsan zihni her gün milyonlarca veriyle karşılaşır. Ancak beynin tamamını aynı anda işlemesi mümkün değildir. Bu yüzden zihin bir filtre sistemi kullanır. Bu filtre sistemi; geçmiş deneyimlere, öğrenilmiş inançlara ve bilinçaltındaki kayıtlı anlamlara göre çalışır. Yani kişi çoğu zaman dünyayı olduğu gibi değil, zihninin alışık olduğu şekilde algılar. Eğer bir insan geçmişte değersizlik hissiyle büyüdüyse, sevildiği ortamlarda bile kendisini yetersiz hissedebilir. Eğer sürekli eleştirildiyse, insanlar onu överken bile içinde eksiklik arayabilir. Çünkü bilinçaltı tanıdığı duyguları doğrulama eğilimindedir. İşte bu yüzden bazı insanlar: güzel giden ilişkilerde bile terk edilme korkusu yaşar, başarı elde ettiğinde bile yetersizlik hisseder, fırsatlar karşısında geri çekilir, huzurlu anlarda bile kaygı hisseder. Çünkü zihin, eski kayıtlarla yeni gerçekliği yorumlamaya devam ediyor olabilir. Ve insan çoğu zaman bunun farkında bile değildir. Kendisini “şanssız” sanır. “Hayat hep beni buluyor” der. Ama bazen mesele hayat değil, zihnin yıllardır aynı kanıtları arıyor olmasıdır.
“BİLİNÇALTI KANIT ARAR”
İnsan zihni inandığı şeyi doğrulamak ister. Bu durum psikolojide “onaylama eğilimi” olarak da açıklanır. Eğer kişi bilinçaltında:
“Ben yeterli değilim,”
“Kimseye güvenilmez,”
“Başarı zor,”
“Ben sevilmem,”
“Hayat güvenli değil” gibi kayıtlar taşıyorsa, zihin farkında olmadan bu düşünceleri destekleyen deneyimlere odaklanabilir. Bu çok derin bir mekanizmadır. Çünkü insan bazen mutsuzluğu bilinçli olarak seçmez. Ancak bilinçaltı tanıdığı duyguların içinde kalmayı daha güvenli bulabilir. İşte tam bu yüzden bazı insanlar aynı döngüleri tekrar tekrar yaşar.
Farklı isimler…
Farklı ortamlar…
Farklı başlangıçlar… Ama aynı hisler. Çünkü değişmeyen şey dış dünya değil, içeride çalışan görünmez kayıt sistemi olabilir. Ve insan çoğu zaman yalnızca sonuçları değiştirmeye çalışır. Oysa gerçek dönüşüm, sonucu oluşturan iç sistemi fark etmekle başlar.

GERÇEKLİK SADECE DIŞ DÜNYA MIDIR?
Bugün nörobilim, psikoloji ve davranış bilimleri insan algısının gerçeklik üzerindeki etkisini çok daha güçlü şekilde ele alıyor. Çünkü insan yalnızca olayları yaşamıyor; aynı zamanda onları anlamlandırıyor.nVe çoğu zaman yaşanan olaydan çok, olayın kişide oluşturduğu anlam hayatı şekillendiriyor.nBir insan reddedilmeyi “Ben değersizim” şeklinde yorumlayabilir.nBaşka biri ise aynı durumu “Bu bana uygun değildi” diye değerlendirebilir. Yaşanan olay aynı olsa bile kişinin oluşturduğu iç gerçeklik tamamen farklı olabilir. İşte bu yüzden bilinçaltı yalnızca düşünceleri değil seçimleri,ilişkileri,davranışları, risk alma kapasitesini, hatta insanın kendisini nasıl gördüğünü bile etkileyebilir. Çünkü insanın dış dünyası çoğu zaman iç dünyasının sessiz bir yansımasına dönüşür. Ve bazen kişi yıllardır aynı hayatı yaşamıyordur… aynı duyguyu yaşamaya devam ediyordur.

YENİ BİR GERÇEKLİK ÖNCE İÇERİDE BAŞLAR
Çoğu insan hayatını değiştirmek ister ama aynı düşünce sistemiyle yeni bir gerçeklik kurmaya çalışır. Oysa zihin eski korkularla çalışırken beden eski duyguları taşımaya devam eder. Ve insan yalnızca dışarıyı değiştirmeye çalıştığında içerideki kayıt sistemi eski döngüyü yeniden oluşturabilir. Gerçek değişim bazen yalnızca olumlu düşünmek değildir. İnsan önce kendisine şu soruları sormaya başlar: Ben kendimi gerçekten nasıl görüyorum? Hayat hakkındaki en derin inancım ne? Güvende hissetmek benim için ne demek? Neden aynı hisleri tekrar yaşıyorum? Çünkü insanın hayatını değiştiren şey bazen yalnızca yeni kararlar değil… eski anlamları dönüştürmeye başlamasıdır. Ve kişi ilk kez kendi iç filtresini fark ettiğinde, dünyaya bakışı da değişmeye başlar. Belki de mesele hayatın sana ne yaptığı değil… senin hayatı hangi bilinçle yorumladığındır. İşte gerçek farkındalık tam olarak burada başlar.
(MYK) Mesleki Yeterlilik Kurumu,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Onaylı Eğitim Uzmanı
Sevcan Türkel
Uzman Numerolog & Bilinçaltı Eğitmeni